Başkanın Mesajı

Saygıdeğer Üyelerimiz,
Bilindiği
üzere, 02 Kasım 2011 günlü Resmi Gazete’de 660 sayılı “Kamu Gözetimi, Muhasebe
ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname” yayımlanmıştır.
Kararnameye göre,
ileride yapılacak ikincil düzenlemeler oldukça önemli olup, bu düzenlemelerin
Odamızca da yakından takip edileceğinin bilinmesini isteriz.
Mesleğimizi
yakından etkileyecek olan bu kararname hakkındaki değerlendirmemiz aşağıdaki
gibidir:
660 SAYILI KHK DEĞERLENDİRMESİ
(02.11.2011 Tarihli Resmi Gazete)
A-KHK GETİRİLİŞ
GEREKÇESİ
1.Bağımsız
Denetim ve Denetçilikle ilgili düzenleme ve yetkilendirme konusunda çok
başlılık olduğu düşünülmekte idi.
-3568 sayılı Kanun,
-SPK
-TTK (6102 sayılı Kanun)
-BDDK
-TÜRMOB
-Sayıştay
-Maliye Bakanlığı
Bu konuda ayrı
ayrı otoriteler olup, düzenlemeler yapmakta idiler. Ayrıca, bu alanda ihtiyaç
duyan her kurum ve kuruluş da kendi düzenleme yapmak istiyordu.
2.Yeni
TTK’nın bu sorunu gideremeyeceği, Bakanlıkların ve TÜRMOB’un ikincil düzenleme
yetkilerinde sorunlar yaşanacağı düşüncesi var idi.
-Denetçi belirlemede yasal dayanak tartışması olması,
-Ticaret Bakanlığı’na verilen yetkilerin kullanılma
biçiminde belirsizliklerin olduğu düşünülmesi,
-Maliye Bakanlığı’nın yetkilerinin zayıfladığı düşüncesi
ile ilgili kurumların ikincil düzenlemelerde iletişimsizlik yaşadığı ve geç
kaldığı düşüncesi,
bu Kararnameye dayanak oluşturmuştur kanısındayız.
3.Denetçinin
Gözetimi Konusunda yetersizlik olduğu ve bunun giderilmesi gerektiği ileri
sürülüyordu.
Bütün,bu düşünce ve gerekçeler nedeniyle,bu
kararnamenin getirildiğini düşünüyoruz.
B-KHK
ÖZELLİKLERİ
1.Düzenlemenin
Kanun yerine KHK olarak getirilmesi nedeniyle, kamuoyunda tartışılmadan
çıkartılmıştır. Bu nedenle daha iyi olma olanağı sınırlandırılmıştır. Yetki
kararnamesine uygunluğu tartışılabilir.
2.Kurul
üyelikleri için 9 üyenin 7’sinin doğrudan ilgili Bakanlar tarafından önerilecek
olması ve 9’unun da Bakanlar Kurulu tarafından (üstelik Başkanın da
belirlenerek) atanması nedeniyle hükümete bağlılık doğurmaktadır. Ancak 6
yıllığına ve bir daha atanmamak üzere seçilmeleri, çalışmalarına ilişkin
bağımsızlık hükümlerinin bulunması da bu bağlılığı sınırlayabilir.
Ayrıca, kurul üyeliklerinde, YÖK’ün yer almaması ve bu
alandaki tek meslek örgütü olan TÜRMOB’un sadece 1 üye verebilmesi de oluşumun
zayıf yanıdır.
Kurul, atandıktan sonraki 6 ayda Teşkilatını kuracak
olup, II. Başkanı, başkanın önerisi
üzerine, bu Kurulca seçilecektir (md.4/2).
3.Kurula,
Muhasebe Standartları Kurulunun da dahil edilmesi, Kurulun kurulma biçiminin
(üst kurul oluşunun) doğal sonucudur, yerindedir. Aksi halde,mevcut Muhasebe
Standartları Kurulu,yeni kurulacak olan,Denetim Standartları Kurulu’na göre
daha zayıf statüde de kalacak idi.
4.Kurulun,
başlıca 5 alanda görev ve yetkisi bulunmaktadır (md. 1 ve 9). Bunlar şunlardır:
-Muhasebe Standartlarını düzenlemek ve uygulatmak,
-Denetim Standartları düzenlemek ve uygulatmak,
-Denetçiyi, Denetim Kuruluşunu yetkilendirmek ve tescil
etmek,
-Bağımsız denetim alanında gözetim, denetim ve disiplin
hükümlerini uygulamak, kalite güvence sistemini oluşturmak,
-Bu alanlarda, diğer kurum ve kuruluşların özel
düzenlemelerine onay vermek.
Bu görevlerin; Yeminli Mali Müşavirlerin 3568 sayılı
Kanunun 12’nci maddesine göre yaptığı tasdiki kapsamadığı açıktır. Ancak,
Yeminli Mali Müşavirlerin 660 sayılı KHK kapsamındaki görevlendirme ve
yetkilerinin düzenlemesinin ve kurumla ilişkilerinin nasıl olacağının
(1,2,9
ve 23 maddelere göre değerlendirilmesi gerekir.)
5.Bağımsız
denetçi, 3568’e göre ruhsat alan SMMM ve YMM’lerden oluşacaktır. Ancak hepsi
değil, sadece kurulun yetkilendirdikleri denetçi olacaktır. Kurulun bu
yetkilendirmeyi yaparken,
kimi, nasıl yetkilendireceği, kazanılmış hakların
ne olacağı belirli olmayıp, ikincil düzenlemelere bırakılmıştır.
6.Bağımsız
Denetim Kuruluşu: Yetkilendirilmiş sermaye şirketi olacaktır. Ancak,
tek
ortaklı olup, olamayacağı belirsizdir. Ortaklarının
kim olacağı
belirtilmemiştir. Ancak, K.H.K. md. 31’deki (T.T.K.na) atıf gereği
ortakları bağımsız denetçi olmalıdır.
Ancak, ‘
’ ortaklarının da bağımsız denetçi
olacağı’’ ifadesi Yönetmeliğe konulursa konuya açıklık getirilmiş olur.
7.“
Kamu
yararını ilgilendiren kuruluşlar” kavramı sadece nitelik olarak değil,
nicelik olarak da belirli büyüklükleri geçenleri de kapsayacak şekilde geniş
tutulmuştur (K.H.K. md.2/g). Kurul, büyüklükleri ve bu alandaki düzenlemeleri
belirleme esnasında bağımsız denetim konusunda, md. 23’de belirtilen şekilde
ilgili alanda düzenleme yapma yetkisi olan kuruluşların da görüşünü alarak
(bazı Bakanlıklar, SPK, BDDK gibi) yapacaktır. Buna göre,
Maliye
Bakanlığı’nın ve/veya diğer kuruluşların YMM tasdikine ilişkin düzenlemelerde
kurumla ilişkisi nasıl olacağı ikincil
düzenlemelerde açıklanmalıdır. 3568
sayılı Kanunun 12. maddesi kapsamındaki tasdik yetkisinin bu düzenlemelerin
dışında olduğu belirtilmelidir.
8.Kurum
Merkezinin (Ankara) değiştirilmesi yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bu
dikkat
çekicidir (md. 3/2).
9.Kurul
üyeliğine atanacak, öğretim elemanları arasında, “hukuk” olmaması eksikliktir
(md. 4/3.c). Kurul üyeliğine atanacak kişi
sadece SMMM ve/veya YMM’lik
yapmış ise (md. 4/4) hükmüne göre
Kurul üyeliğine atanıp-atanamayacağı
ikincil düzenlemelerde belirtilmelidir. Kanımızca atanabilmelidir.
10.Kurulun
düzenleyici kararları Resmi Gazete’de yayımlanacak, fakat,
denetleyici
kararları için
“uygun vasıtalarla duyurulması” yeterli olacaktır.
Sakıncalı bulunan denetleyici kararları hiç duyurulmayabilecektir (md. 8/9).
Burada, sakıncalı bulunma ölçüsünün ne olacağı, örneğin
disiplin uygulamalarında
bu ölçünün nasıl olacağı ikincil düzenlemelerde somutlaştırılıp,
belirlenmelidir.
11.Kurulun
bağımsız denetçiye ve denetim kuruluşuna yönelik yetkileri (md. 9/8’de) özel
olarak belirlenmiş olup şunlardır:
-Sınav yapmak- Yetkilendirme-Tescil-Disiplin ve
Soruşturma İşlemlerini Yürütme-Eğitim Standartlarını Belirleme-Mesleki Etik
Kuralları Belirleme-bunlara yönelik kalite güvence sistemini oluşturmak.
Görüleceği üzere son derece geniş yetkiler olup, bu
alanda şuana kadar TÜRMOB’a verilen çoğu yetki Kurula geçmiştir. Ancak, bu sadece
denetçilikle ilgili olanlarda böyledir. Yoksa, SMMM ve YMM’lik ile ilgili
olanlar, yine TÜRMOB’dadır. Ayrıca, kurulun denetçiyi yetkilendirme konusunda
mutlaka
sınav yetkisini kullanma zorunluluğu da yoktur. Bu yetkiyi almıştır. Fakat,
yetkiyi kullanıp-kullanmama veya nasıl kullanacağı konusunda da başta 3568
sayılı Kanun hükümleri de göz önünde bulundurularak düzenleme yetkisi
bulunmaktadır.
Dolayısı ile kurumun belirtilen görev ve yetkilerini
nasıl kullanacağına ilişkin bu alanda yapacağı ikincil düzenlemeler,
çok
önemlidir ve yakından takip edilmelidir.
12.Yabancılara
karşılıklık esasına göre izin verilebilecektir (md.14/2).
13.Kurulun
ilk aşamada çıkaracağı ve yakından takibi gerektiren 4 adet Yönetmeliği vardır.
Ayrıca 1 adet Yönetmeliği de Bakanlar Kurulu Kararıyla çıkaracaktır.
Bunlar şunlardır;
a)Bakanlar
Kurulunun Çıkaracağı Yönetmelik (md.14/2) Kurulun hizmet birimlerinin
belirlenmesi ile ilgili olup, kurulun önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu Kararı
ile yürürlüğe girecektir.
b)Kurum
tarafından md. 16/4 gereği çıkartılacak Yönetmelik ile, Meslek Personeli ile
ilgili düzenleme yapılacaktır.
c)Kurum,
md. 27/1 gereği: Muhasebe Standartları uygulamasına ilişkin düzenleme ve bu
konuda düzenleme yapma yetkisi olan kuruluşlara onay verme gibi (md. 9/b’de
belirtilen) görevleri ile ilgili belirlemeleri yapacaktır.
d)Kurum,
md. 27/1 gereği: Denetçinin ve kuruluşlarının, kuruluş şartlarını, çalışma
esaslarını belirlemek, bunları yetkilendirmek, ilan etmek, tescil etmek gibi
(md. 9/ç’de belirtilen) görevleri ile ilgili belirlemeleri yapacaktır.
e)Kurum,
md. 27/1 gereği: Denetçi ve Kuruluşlarının faaliyetleri ile denetim
çalışmalarının, gözetim ve denetimini yapmak gibi (md. 9/d’de belirtilen)
görevleri ile ilgili belirlemeleri yapacaktır.
Burada,
özellikle son 3 Yönetmelik düzenlemeleri
yakından izlenmelidir. Ancak, Kurul md. 9/h’deki yetkisi gereği bu
Yönetmelikler dışında da ilave Yönetmelik, tebliğ vb. çıkarabilir. Bu konuda
yetkisi olup, ayrıca sınırlama ve belirleme yoktur.
14.Kurul,
başta standart oluşturma ve benzeri hizmetler için dışarıdan elemanlar atayarak
çalışma ve danışma komisyonları kurabilecektir. (md.9/o ve 21/2).
15.Denetçi
ve kuruluşları (md.24) gereği;
a)Raporların denetim standartlarına aykırı
olması ile
b)Raporların yanlış, eksik ve yanıltıcı bilgi
ve kanaatlerden oluşması,
nedeniyle
doğabilecek
zararlardan hukuken sorumlu olacaktır.
Eğer,
aykırılığa rağmen
zarar yoksa sorumluluk olacak mıdır? Hukuken
sorumluluğun sınırı nedir? Bu 2 konu ikincil düzenlemede özellikle belirlenmelidir!
Ayrıca,
sorumluluk sigortası da zorunlu olacaktır.
16.Kurumun
denetçinin ve kuruluşlarının incelenmesi (md.25), konusundaki gözetim
yetkisinin işleyişi de şu şekilde olacaktır:
-Genel olarak,
6 yılda bir incelenecektir.
Ancak, kamu yararını ilgilendirenleri denetleyen bağımsız denetim kuruluşları
asgari
3 yılda bir incelenecektir.
-Ayrıca kurumun çeşitli nedenlerle inceleme hakkı
da her zaman saklı bulunmaktadır. İncelemeleri, kurum meslek personeli yanında,
gerekli hallerde diğer ilgili 25/3 maddesinde belirtilen Bakanlık ve kurum
denetim birimlerine de yaptırabilecektir.
Bu hükümlere
göre, denetçinin denetiminin kuralları ve uygulama biçimleri etkin bir şekilde
çalışacaktır. Ancak, burada diğer kuruluşların doğrudan ayrıca denetim ve
inceleme
yapma yetkilerinin nasıl işleyeceği açıklığa kavuşturulmalıdır. Örneğin, bu
kurulun denetim yetkisi dışında, SPK’nın da kendi işlemleri ile ilgili denetim
yetkisinin nasıl işleyeceği belirlenmelidir.
17.Disiplin
cezalarının neler olabileceği açıkça belirtilmemiştir. Ancak, md.25/5’e göre;
Uyarı, lisansı askıya alma, lisans iptali dahil, uygun yaptırımlar uygulanır
şeklinde ucu açık bir düzenleme vardır. Diğer yandan, md.30’a göre, kurul
kararlarına karşı 1.derece Mahkeme olarak, direk Danıştay’da
dava açılacak
olması da, bu alandaki işlerliği zorlaştırabilir.
18.Kurumun
düzenleme yetkilerinin sınırlarının belirlenmesine ilişkin iki madde dikkat
çekmektedir. Bunlar 23 ve 27’inci maddelerdir.
-23’üncü maddeye göre, kamu yararını ilgilendiren
kuruluşların denetimi, sadece bağımsız denetim kuruluşları tarafından
yapılabilirken, kurum, bu kuruluşların ilgili olduğu sektörü düzenleme ve
denetleme yetkisine haiz kurul, kurum veya kuruluşların görüşünü alarak bu
kuruluşları yetkilendirecektir. Talep edilmesi halinde, bu kuruluşlar için
sektör özelliğine göre farklı ölçü belirleyebilecektir. (örnek: BDDK’nın talebi
ile bankaları denetleyecek kuruluşlar için farklı özellikleri-9/ç gereği
çıkaracağı yönetmelikte getirebilecektir).
-27’ince maddeye göre ise, kurulun görev alanına
giren bu konularda, diğer düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, kurul
kararlarına uygun ek ve sınırlı düzenlemeler yapmak için
kurumdan onay almak
zorundadırlar.
Görüleceği üzere, bu 2 madde bile kurumun yetkilerinin oldukça geniş ve
diğer kurumlara üstünlük taşıdığını vurgulamaktadır.
Üstelik Geçici Madde 2/ı’de bulunan
“Denetim standartları ve bağımsız denetimle ilgili olarak diğer kanunlarda yer
alan hükümlerin bu Kanun Hükmünde
Kararnameye aykırılık teşkil eden
hükümleri uygulanmaz” hükmü de bu üstünlüğü pekiştirmektedir.
Dolayısıyla,
bu konularda, eğer kurumlar arası bir anlaşmazlık olur ise
son karar kurula
ait olacaktır. Zira Kurul kararları kesin olup, bu kararlara karşı 1.derece
Mahkeme olarak, Danıştay’da dava açılabilmektedir (md.30).
19.Md.26/1’e
göre: 5018 Sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hariç, kanuni defterlerin
tutulması ve tabloların düzenlenmesi, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak
zorundadır. Ancak, 26/2’ye göre,
ikincil düzenlemelerde bu zorunluluğa
istisna
sınırlamalar getirilebilecektir.
20.Bağımsız
denetimle ilgili olarak, KHK’de hüküm bulunmayan hallerde ise, 6102 Sayılı
Kanun (yeni TTK) hükümleri uygulanması Madde 31‘de kabul edilmiş olmaktadır.
Fakat
ikincil düzenlemelerde getirilen konular karşısında TTK hükümleri ne
olur? Kanımızca, KHK’de direkt yetki yok ise, TTK geçerli olur.
Aksi
halde KHK’nin ikincil düzenlemeleri geçerli olur. Çünkü, Kararnamede hüküm
bulunan konularda, artık 6102 sayılı Kanun hükümleri geçersiz olmaktadır.
21.Geçici
Madde 1’e göre, kurum tarafından standart yayınlama ve düzenleme yapılıncaya
kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilecektir. Bu devam etme,
mevcut ve uygulanan, var olan standart ve düzenlemeleri içermektedir. Kararnamenin
yayınlanmasından sonra, yeni hukuki durumlar ve haklar yaratabilecek
uygulamaları (örneğin, yeni sınavlar ile denetçi yetkilendirilmesini) diğer
kurumlara vermediği kanısındayız.
Bu ayrıma dikkat edilmelidir.
C- SONUÇ:
1-Düzenlemenin
Olumlu Yönleri
-Bu alandaki dağınıklığı ve çok başlılığı
giderebilecek kuvvetli bir otorite olması ve bu konuda diğer kurum ve
kuruluşların üzerinde olması.
-Bağımsız denetim, denetçi ve denetçi kuruluşunu belirlemesi
ve bunların gözetim ve denetiminin kim tarafından, nasıl düzenleneceğine dair
açık hükümler taşıyor olması ve bu alandaki yasallık tartışmalarını en aza
indirecek nitelikte olması.
-Muhasebe ve denetim standartlarını düzenleyecek
ve uygulayacak otoritenin belirlenmiş olması.
-Kurulun çalışma biçiminde, bağımsızlığını
arttıracak (tekrar seçilememe, üst kurul şeklinde-özerk-kurulması gibi)
düzenlemelerin bulunması.
-Denetçi olabileceklerin, doğrudan 3568 sayılı
Kanuna atıf yaparak belirtilmesidir.
2-Düzenlemenin
Olumsuz Yönleri
-KHK olarak çıkartıldığı için, daha iyi olma
olanağı sınırlandırılmıştır. Yasallığı tartışılabilecektir.
-Kurul üyeleri arasında, YÖK’ün hiç yer almaması,
meslek örgütü TÜRMOB’un sadece (1) üye verebilmesi ve fiilen mesleği yapan
üyelerin hiç yer alamaması, hukukçu öğretim elemanı olamaması.
-Kurulun oluşumunda hükümetin etkin olması ve 9
üyenin 7’sinin doğrudan, 2’sinin dolaylı olarak hükümet tarafından atanıyor
olması.
-Denetçiyi yetkilendirmede meslek örgütü TÜRMOB’a
etkin rol verilmemesi ile denetçiye ilişkin verilecek disiplin cezalarının bu
kurula bırakılması ve cezalara karşı idari yargı yolunun direkt Danıştay
olması.
-Kurul merkezinin Bakanlar Kurulu Kararı ile
değiştirilebilecek olması.
3-Düzenlemenin
Belirsiz Yönleri
-Yapılacak düzenlemelerde esas önemli olan çok sayıda
(KHK özellikleri açıklamalarında altı çizilen) konunun, ikincil düzenlemelere
bırakılması ve bu düzenlemeleri nasıl yapacağının bilinememesidir.
Kuşkusuz, bu
sonuç çıkarımlarını maddeler halinde daha da uzatabiliriz. Ancak, artık önemli
olan, mevzuatımıza giren bu KHK’ye göre yapılacak
ikincil düzenlemelerin yakından
takibi ve başta bağımsız denetçinin yetkilendirilmesi gibi üyelerimizi
direkt ilgilendiren konularda,
Odalarımızın ve TÜRMOB’un aktif rol
oynamasıdır. Çünkü ortada,bağımsız
denetin alanında düzenleme ve uygulama yaptırmaya yetkili,bu konuda yetkileri
bulunan başka kurum ve kuruluşların yetkilerini deüzerine alan bir kurum vardır. Gerektiğinde
bu alandaki diğer kurum ve kuruluşlara da onay verebilecek, onların denetim
elamanlarını da bünyesinde geçici olarak da olsa çalıştırabilecek,onlara uygulama
zorunlulukları getirebilecek bir kurumdur.
Saygılarımızla,
Halil BAŞAĞAÇ
Ankara YMM Odası Başkanı